Almanya’dan Gemiyle Getirttiğim Mal Yolda Hasar Gördü, Kim Sorumlu?

Konteyner açıldığında karşılaştığınız manzara hiç de beklediğiniz gibi değil — ürünler ezilmiş, ıslanmış ya da kırılmış. Aylarca planladığınız bir ithalat/ihracat işlemi böyle bir hasarla sonuçlandığında akla ilk gelen soru şu oluyor: “Bu zararı kim karşılayacak?” Cevap, hasarın nerede ve nasıl oluştuğuna göre değişiyor.

Sorumluluk Zincirini Anlamak

Deniz taşımacılığında sorumluluk genellikle üç aşamaya ayrılır: yükleme öncesi (satıcı/gönderici), taşıma sırasında (taşıyıcı/armatör) ve boşaltma sonrası (alıcı). Konşimentoda (Bill of Lading) yer alan Incoterms şartı (FOB, CIF, CFR gibi) hangi aşamada riskin el değiştirdiğini belirler.

Taşıyıcının Sorumluluğu Ne Zaman Doğar?

  • Hasar, malın taşıyıcının gözetiminde olduğu süre içinde (yükleme-boşaltma dahil) meydana gelmişse, taşıyıcı kural olarak sorumludur.
  • Ancak uluslararası sözleşmeler (Hamburg Kuralları, Lahey-Visby Kuralları) taşıyıcıya, denize elverişlilik, uygun ambalajlama gibi konularda bazı savunma imkanları tanır.
  • Hasarın “gizli kusur” (latent defect) ya da mücbir sebep (fırtına, deniz kazası) sonucu oluştuğu iddia edilirse, ispat yükü karmaşıklaşır.

Sigorta Devreye Nasıl Girer?

Eğer nakliyat sigortası (cargo insurance) yaptırdıysanız, öncelikle sigorta şirketinize hasar bildirimi yapmanız gerekir. Sigorta şirketi tazminatı öder ve ardından taşıyıcıya rücu hakkını kendisi kullanır (halefiyet). Sigortanız yoksa, doğrudan taşıyıcı veya sorumlu tarafla karşı karşıya kalırsınız.

Hasar Tespiti İçin Yapmanız Gerekenler

  1. Konteyner açılır açılmaz fotoğraf ve video ile hasarı belgeleyin.
  2. Bağımsız bir eksper (surveyor) çağırarak resmi hasar raporu (Survey Report) hazırlatın.
  3. Taşıyıcıya yazılı hasar bildirimini mümkün olan en kısa sürede (genellikle teslimden itibaren 3 gün içinde) yapın — gecikme hak kaybına yol açabilir.
  4. Tüm taşıma belgelerini (konşimento, paketleme listesi, fatura) bir arada tutun.

Zamanaşımına Dikkat

Deniz taşımacılığında hasar talepleri için kısa zamanaşımı süreleri (genellikle bir yıl) uygulanır. Bu nedenle sürecin başında hukuki destek almak, hem hak kaybını önler hem de doğru muhatabı (taşıyıcı, forwarder, sigorta) belirlemenizi kolaylaştırır.

Parlar Partner Avukatlık Bürosu Olarak Yanınızdayız

Almanya ve Türkiye arasında yaşanan hukuki meselelerde, iki ülkenin hukuk sistemini de bilen bir ekiple çalışmak sürecin sonucunu doğrudan etkiler. Gelsenkirchen merkezli büromuz, Türkçe ve Almanca iletişim kurabilen avukatlarıyla durumunuzu değerlendirip size somut bir yol haritası sunabilir. Yaşadığınız sorunu bize anlatın, birlikte en doğru adımı belirleyelim.


Parlar Partner Avukatlık Bürosu kurucu ortağı

Post your Comment